Çocuklarda Ateş

Çocuklarda Ateş Prof. Dr. İlke Özahi İpek

Çocuklarda Ateş

Ateş, kendi başına bir hastalık değil, enfeksiyon ile mücadeleyi gösterir fizyolojik bir cevaptır. Ateş, bakteri ve virüslerin çoğalma hızını keser, mikroplarla savaşan akyuvarlarımızın üretimini (nötrofil) ve dönüşümünü (T-lenfosit) artırır.

Beyinin hipotalamus bölgesindeki ateş ayar merkezi (termoregülatuar merkez) vücudun dokulardan kaynaklanan ısı üretimi ile çevresel ısı kaybını dengeleyen ve vücut ısısını ortalama 37°C’de tutan bir termostat gibi görev görür. Vücuda giren mikroorganizmalar, onların alt birimleri veya toksinleri, vücutta endojen pirojenleri oluşturarak termoregülatuvar merkezin ayarını değiştirerek daha yüksek bir değere taşır. Bunun üzerine yeni değere ulaşmak için vücutta ısı üretimi başlar, kas kasılmaları (titreme), deriden ısı kaybını azaltma, uç damarlarda daralma ile kan akımını iç organlara yöneltme (el ve ayaklarda soğukluk) ve üşüme olur. Hastalık seyri var olan ateş ile kötüleşmez veya ateş tek başına uzun süreli nörolojik komplikasyonlara neden olmaz. Ateş yüksekliği ile hastalık derecesi de her zaman korele değildir.

Ateşli bir çocuğa ilk yaklaşımda amaç vücut ısısını normalize etmekten ziyade çocuğun genel iyilik hali ve rahatını sağlamak olmalıdır. Ateş ile birlikte kalp hızı, solunum sayısı, oksijen tüketimi ve sıvı kaybı da arttığından yaşamsal bulguların takibi yapılmalıdır. Aktivitesini takip etmek, hastalık belirtisi olabilecek ek belirti ve bulguları gözlemlemek, yeterli sıvı alımını sağlamak da en az antipiretik kullanımı kadar önemlidir. Çoğu ateşli çocuk yeterli sıvı alamadığı için dehidrate olabilir, aktivitesi azalır, uykusu bozulur, davranış değişiklikleri meydana gelir. Uygun sıvı desteği dışında, ateş fazına göre çocuğun giyimini ayarlama ve ılık su banyosu veya ılık su ile vücudu silme (37°C su ile maksimum 30 dakika süngerle) öneriler arasındadır. Soğuk ya da buz uygulama veya alkollü su uygulaması ise önerilmez.

Ateş düşürücü kullanımı ile çocuğun konforu düzeltilir, sıvı kaybı azaltılır, dehidratasyonu önlenir. Ancak uygunsuz kullanım ile ilaç toksisitesi gelişebilir, altta yatan hastalık tanısı ve uygun tedavi gecikebilir. Ateşli hastalıkta ateşi düşürmek ile hastalığa bağlı mortalite/morbiditenin azaldığına dair bir kanıt yoktur. Hatta antipiretik kullanımı ile ateşli havale rekürrensinin azaldığına dair de bilimsel kanıt yoktur. Bunun istisnası altta yatan kronik hastalığı veya ağır hastalık tablosunda olan kişilerdir. Ateş oksijen ihtiyacını arttırdığından kalp yetmezliği, solunum yetmezliği, nörolojik hastalığı ve metabolik durumu bozulmuş hastalarda semptomatik olarak tedavi önerilir. Ayrıca ateşli havaleye eğilimli 6 ay-6 yaş arası çocuklar, gebeler ve yaşlılarda da antipiretik (ateş düşürücü) tedavi düşünülebilir.

Çocuklarda antipiretik olarak iki etken madde kullanılıyor; parasetamol ve ibuprofen.

Parasetamol – 10-15 mg/kg/doz, en yakın 4 saat ara ile, günde en fazla 5 kez. Yenidoğandan itibaren kullanılabilen tek antipiretik ancak prematürelerde 8-12 saat ara, 2 ay altında ise 6-8 saat ara ile kullanım öneriliyor (doktor önerisi ile).